ALEVİLERİN SESİ ileUmutları Çoğaltalım – Erdal Kılıçkaya

Erdal Kiliçkaya

Dünyanın çivisinin yerinden çıktığı bir dönemi yaşıyoruz.

Sovyetlerin çöküşü, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından, «Çivisi yerinden çıkmış bir dünya» bulduk kucağımızda. Bunun adına da «Yeni dünya düzeni» dediler.

Bu «Yeni dünya düzeni»nde insanlığın kazanımları vahşi kapitalizm sayesinde birer birer yıkılırken, insani değerler yerle bir olurken, emperyal güçler mazlum halklara kan kustururken, doğayı en acımasız yöntemlerle daha çok kar amaçlı feda ederken, kendi kendimize şu soruyu sorar olduk : «Şimdi ne yapacağız ?»

Bu soruya cevap verebilmek adına toplantılar, paneller düzenledik, meydanları doldurduk, seçimlere katıldık. Alevilerin Sesi dergisine 200 kere nefes verdik. Hiç bir zaman umudumuzu, cesaretimizi yitirmedik. Sürekli, zalimlerin bu gün olmasa da yarın mutlaka yenileceğini düşündük.

Bizlere, kurumlarımıza yönelik her yönden saldırılara göğüs gerdik. Bu uğurda ağır bedeller ödedik. En gençlerimizi, kıymetlilerimizi yitirdik.

Herşeye inat, onlara layık olmaya çalıştık. Açtıkları yoldan yürüdük. Yaktıkları çırağı ile yolumuzu aydınlattık. Mücedele ve YOL Aşkı ile Alevilerin Sesi dergisine 200 kere içimizi dökdük.

Bilgi ve iletişim çağında, Alevilerin Sesi dergisiyle ülke’de ve dünya’da yaşananları mazlumlar lehine çevirmeye çalıştık. «İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır» desturuna kulak kabartılması için çırpındık.

Kadınlar ve gençlerin üzerindeki baskıyı hafifletmek adına zor kararlar aldık. En çok da erkek ve daha az genç olanlardan tepki gördük. Ama yılmadık, yorulmadık. Alevilerin Sesi dergisiyle, kadınların haklı taleplerinin ve gençlerin dünyayı yeniden yaratma azimlerinin hep yanında olduk.

Kazandığımız yeni deneyimlerle kendimizi yeniledik. Kurumlarımızın bulundukları ülkelerdeki konumlarını yeniden tanımlanır hale getirdik. Ve ağırlığımızı hissettirir olduk.

Bütün bunları yaparken yaşadığımız ülkelerdeki azınlıklarla hep barışık olduk. Sayfalarımızda kendimize ve onlara yönelik toplumsal şiddete karşı tepkimizi YOL diliyle anlattık. Barbarlığı lanetlerken, bazen Eyfel Kulesi’nin altında yanan mum, bazen Kleber Meydanı’nda haykıran, bazen Alevilerin Sesi dergisinde yazan kalem olduk.

Bütün bunlara rağmen, durum öğle gösteriyorki önümüzdeki yıl da mazlumlara yönelik saldırıların dozajında azalma olmayacak. Kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet, kendini mahrum, sahipsiz hisseden gençlik, fırsat eşitliğinden bahsetmenin artık fantaziden öteye gidememesi, eşit yurttaşlık haklarından söz etmenin artık anlamsızlaşması gibi onlarca sorunla mücadele etmemiz gerekecek. Yerinden çıkan çiviyi, tekrar yerine çakmamız için Alevilerin Sesi dergisinde yeni sayılara yelken açacağız.

Özellikle diplomasi alanında önemli bir etabın eşiğindeyiz.

Avrupalıların vicdanları ile çıkarları çok iyi örtüşür. İşte burada bizim devreye girerek, Alevi öğretisinin evrensel değerlerle buluşan eşitlikçi, humanist, paylaşımcı, hoşgörülü.. yanlarını yana döne anlatmamız için Alevilerin Sesi dergisi herzaman olduğu gibi bize gene rehberlik edecek. Kamil insanın, kamil toplumun, rızalık şehrinin anlaşılmasında Alevilerin Sesi dergisi bizlere öncülük edecek. Zira, yasadığımız toplumun, dünya’nın da buna ihtiyacı var.

200 sayısında Alevilerin Sesi dergisi demek ; toplum olmak, ortak değerleri, ortak üzüntüleri, ortak sevinçleri paylaşmak demektir.

Rızalık Şehri’ne giden bu YOL’da emek veren, bu uğurda mücadele eden, umudun temsilcilerine, Alevilerin Sesi’ne Aşk Ola.

Erdal Kılıçkaya
Genel Başkan
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu
FUAF