“Ya birleşir güç oluruz ya da tek tek avlanır yok oluruz”

– Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) çok yönlü bir mücadele yürütüyor.
– AABK bugünümüzü değil yarınlarımızı inşa ediyor.
– Doğanın, çevrenin kapitalist ve kâr amaçlı çıkarlar uğruna kirletilmesine karşı duruyor.
– Çocukların cansız bedenlerinin kıyılara vurmaması için çabalıyor.
– Aleviliğin asimilasyonuna karşı duruyor.
– Alevilerin katledilmesinin önüne geçmek için dik duruş sergiliyor.
– Öğretimizi bizden sonraki kuşaklara aktarmak için çalışıyor.

AABK, bu ve benzeri hedefler için ;
– İnançsal,
– Hukuksal,
– Siyasal,
– Toplumsal yönleri olan,
bu mücadele ayaklarında varlık gösteriyor.
Seçtiği yöntem ve stratejiyle, durduğu yer ile onurlu bir mücadele yürütüyor.

Neyin, ne zaman yapılacağı bir strateji sorunudur. Sokağa inmek de, panel düzenlemek de, diplomatik girişimler de doğru zamanlarda yapıldığında etkili olabiliyor.

Bu etki alanlarımızı daha da genişletmek için önümüzde duran bazı somut gerçekler var :
Kurumlarımıza Alevilerin % 10’unu çekebiliyoruz.

– Bizim dışımızdaki Alevileri kurumlarımıza nasıl çekebiliriz ?
– Kurumlarımızı nasıl çekim merkezi haline getirebiliriz ?
– Gençlerin, Kadınların kurumlarımızda kendilerini bulabilmeleri için hangi stratejik adımları atmalıyız ?

Bu soruların cevabını şunun için bulmak zorundayız :
Kurumlarımız dışındaki Alevileri ve diğer toplumsal katmanları, Halk kitlelerini (Alevileri, Aydınları, Devrimcileri, Türkleri, Kürtleri, Ermenileri, Keldanileri, Ezidileri) kurumlarımıza çekebildiğimizde, halk kitlelerini harekete geçirebildiğimizde, iktidarın hegemonik yapısına karşı direnç gösterebiliriz..

İşte bu ve benzeri nedenlerden dolayı :
– AABK, bir demokrasi cephesinin kurulmasına öcülük etmelidir.
– AABK, umutsuzluğa, karamsarlığa, korkuya ve yılgınlığa teslim olmayı reddedenlerin birleşeceği kurum olmalıdır.
– AABK, önümüzdeki dönemi hangi politikalar ve örgütlenme adımları ile karşılayacağı sorularına cevap bulunacak yer olmalıdır.
– Seçim dönemlerinde ve geçirdiğimiz zorlu süreçlerde uyguladığımız politikalardaki eksik ve yanlışları tartışarak, yeterli-yetersiz bütün politikalarımızın ele alınacağı yer olmalıdır AABK.
– AABK, dünya halkları, emekçileri ve ezilenlerinin mücadelelerini birleştirecek, farklılıkları ve özgünlükleri ile birlikte yaşamı inşa edecek politikaları hayata geçirmelidir.
– AABK, Türkiye ve ortadogu’da süregiden çatışmalara ve savaşa karşı kitleleri harekete geçirme ve muhalefeti örgütleme konusunda stratejilerin geliştirileceği kurum olmalıdır..
– AABK, 7 Haziran seçimlerinden sonraki süreçte siyasi inisiyatif geliştirme konusunda ki eksikler ve yetmezliklerin ele alınacağı sempozyumlar düzenlemelidir.
– AABK, geleneksel erkek egemen dili mahkum ederek,
kadın özgürlükçü dili geliştirerek,
– Kadınlara yönelik saldırılar karşısında net tavır almalıdır.
– Güncel konularla ilgili, somut önerileri tavsiye niteliğinde toplumla paylaşmalıdır.

AABK’nın
– Türkiye’deki OHAL rejiminin meşru olmadığını,
– Siyasi iktidarın varlığını devam ettirmek için, artık OHAL rejimi dışında başka bir politik perspektifinin olmadığını,
– Türkiye’nin imzaladığı demokratik uluslararası sözleşme ve anlaşmalara aykırı davrandığını
– ‘Tek adam yönetimi’ nin diktatörlük olduğunu,
– ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ni içeren bir AKP anayasa teklifinin gündeme geleceğini,
– Önümüzdeki dönemin bir referandum ve erken seçim ihtimalini de içinde barındıracağını, AABK kitlelere anlatmalıdır.
– AABK Dünya Alevilerinin umudu olmuştur. Bu reel durumu daha da pekiştirerek, “Dünya Aleviler Birligi”ni resmi ve kurumsal bir yapıya kavuşturmak için acilen adımlar atmalıdır.
– Toplumun bütün farklı halklarını, inançlarını, kimlik ve kültürlerini eşit, bir arada yaşama, ortak mücadeleye yöneltme konusunda da umut olmalıdır.
– Toplumda bir umut dalgası yaratarak BARIŞ’ın da öncüsü ve sözcüsü olmalıdır.

AABK önümüzdeki 3 yılı :
– Kurumsallaşma
– Eğitim
– ve Diplomasi dönemi ilan etmeli ve bu başlıklara yönelik somut adımlar atmalıdır.
– Bürüksel ve Strasbourg kentlerinde Alevileri temsil edecek, Avrupa Konseyi ve Parlementosunda faliyetler yürütecek bir büroyu acilen açmalıdır.
– Avrupa ve dünya genelinde gelişme arz eden ırkçı parti ve oluşumlara karşı mücadele etmelidir.

********

AABK TARİHİ BİR FIRSATTIR

AABK Dünya Alevilerinin umududur.

Dolayısı ile :
AABK demokratik muhalefetin önemli bir odağı olma özelliğiyle, demokratik direnişin ve özgürlükler mücadelesinin de adresidir.
AABK’nin özgürlüklere yönelik her alanda gerçekleşen saldırılara karşı mücadeleyi büyütmek için tüm bileşenleriyle, tüm ittifaklarıyla, tüm demokratik politik yapılarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla bütünlüklü bir siyasal mücadeleyi örme sorumluluğu vardır.

AABK Demokrasi güçlerinin ortak mücadelesine katkı sunmalıdır.
Toplumsal muhalefetin çok parçalı, kırılgan ve güçsüz bir yapı sergilemesini değiştirmek zorundadır.

Demokrasi için güçbirliğini ve ortak mücadeleyi yaratma çalışmalarında en önde yer almalıdır.

Yeni bir hamle başlatarak, dostlarımızı, toplumun tüm mağdurlarını, muhaliflerini, demokratlarını, vicdan sahibi yurttaşlarımızı bu yolu birlikte yürümeye ve büyütmeye çağırmalıdır.

Çünkü :
yarını bugünden kurmaya,
yarının siyasetini örmeye
yarına hazırlıklı olmaya
bügün dünden daha çok ihtiyacımız var.

İnsanı ve doğayı kabesine koyan öğretimizin, dolayısı ile AABK’mızın
yaşadığı toprağa,
doğa/eko sisteme
ve insanlık birikimlerine saygılı olduğunu
her platformda öne çıkarmalıdır.

Kadınının en dinamik güç olarak öncülük ettiği her toplumsal hareket,
mutlaka başarıya ulaşır.
Bu anlamda, kurumlarımızda Kadınların öncü rol alması konusunda AABK üzerine düşeni yapmalıdır.

AABK olarak, öğretinin değerlerini mücadeleye yansıtarak,
farkındalık yaratabiliriz.
Bu farkındalığa gelin dilimizi değiştirerek başlayalım.
YOL’un dilini kullanalım.

Birileri cenazelerinde « Allah rahmet eylesin », « Yeri Cennet olsun » derken,
Biz « Devr-i daim olsun » diyelim.

Birilerinin ahbabı, ülküdaşı, hemşerisi, Yoldaşı, mevkidaşı varsa ;
Bizimde Canlarımız olsun.
Bundan sonra birbirimize Hasan Can, Fatma Can, Mehmet Can, Ali Can, Ayşe Can.. diye hitab edelim.

Birilerinin selamunaleyküm’ü, hellosu, hay’ı, merhabası varsa ;
Bizim de « Aşk ile » miz olsun.
Birbirimizi « Aşk ile » diyerek selamlayalım.

Birileri yumruklarını, parmaklarını kaldırarak ant içerken ;
gelin biz de sağ elimizi, yüreğimizin üstüne koyarak, gönülden saygı duruşunda bulunalım.

Gelin her muhabbetimizde doğaya, insana dair aşkımızı dillendilerim.

Gelin bizi biz yapan değerlere sahip çıkarak,
Kendi hikayemizi anlatalım,
Kendi türkümüzü söyleyelim.
Yani « Kendimiz » olalım.

Böylece, bu öykünün,
bu türkünün,

Yol’un,
öğretinin,
Aşkın türküsü olduğunu,
Alevilerin YOL’unun,
aydınlık yansıması olduğunu,
herkese göstermiş olalım.

O halde..
hepbirliktre
bütün canları
« Aşk ile Canlar… »
diyerek selamlayalım.

Aşk ile Canlar…

Erdal KILIÇKAYA
Genel Başkan
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu
FUAF