Binbir adı vardır bir adı Hızır, Her nerede çağırsan orada hazır!

Alevi inancı açısından kutsal kabul edilen Hızır günlerinin içerisinde bulunuyoruz. Hızır, çağrıldığı zaman zor durumda olanların, dara düşenlerin yardımına koşan, insanlara doğru yolu gösteren bir ermiş ve tabiata can veren, diriliğin, tazeliğin ve bereketin simgesi, baharın müjdecisi manevi bir güç olarak kabul edilir. Hızır’ın aynı zamanda ak sakalıyla, beyaz elbiseleriyle Boz at’ına binip diyar diyar dolaşarak insanları koruduğuna, kolladığına inanılır. Hızır Hak’tır, Hızır insandan ve doğadan ayrı gayrı bir olgu değildir. Aleviler’e göre Hızır kimileyin Hünkar Bektaş Veli olarak gelmiş insanlığa hoşgörüyü aşılamış, kimileyin Pir Sultan olup mazlumun yanında durmuş, yeri gelmiş Munzur baba, Düzgün baba gibi Şah-ı merdan Ali’nin don değiştirmiş hâli olarak kabul edilen erenler ve evliyalarla bütünleşmiştir. Hak’kın insanda tecelli ettiğine inanarak Enel-Hak felsefesini savunan aleviler, Hızır’ı, ölümsüzlüğün sırrına ermiş insan-ı kamil olarak da tanımlarlar.Hızır günleri bazı yörelerde ocak ayından başlayan ve bütün bir kış sürecini kapsayan dönem olarak kabul edilir, bazı bölgelerde ocak ayı ortasından Şubat ayı ortasına kadarki dönem olarak kabul görür. Ama genel kanı Şubat ayının ikinci haftasından başlayarak, 21 Mart’a Nevroz’a kadar yani eski takvime göre yılbaşına kadar geçen süreçtir. 21 mart’ta tabiatın yeniden canlandığına inanılır. Hızır inancının Işık ve Doğa kültüyle alakalı olduğunu da unutmamak gerekir. Dikkat edilirse Zemheri bugünkü kullandığımız miladi takvime göre 13 Şubat tarihinde bitmektedir.

Cemre havaya 20 Şubat’ta, Su’ya 27 şubat’ta, Toprağa ise 6 Mart tarihinde düşmektedir.

Anadolu alevilerinde Hızır orucun ortaya çıkışı, Nuh tufanından kurtuluş, imam Hasan ile imam Hüseyin efendimizin hastalanmaları gibi kuşaktan kuşağa anlatılan farklı hikayelere dayandırılmakla birlikte Hızır ile ilgili çeşitli mitolojik söylencelerde mevcuttur. Hızır ile ilyas’ın abu hayat suyunu bulmaları, Musa ile Hızır söylencesi gibi farklı anlatılar bunların başında gelir.
Hızır orucu tarihleri anadolunun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de genel anlamda Şubat ayının ikinci haftasında Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerinde tutulur. Bazı yörelerde örneğin Hubyarlarda 7 gün tutulur. Oruçlar Dersim yöresinde köy köy, aşiret aşiret değişkenlik göstererek 4 farklı hafta’ya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve Pir’lerin talipleriyle buluşabilmesiyle alakalı bir durumdu.

Oruç, gece yarısından itibaren hiç yememek üzere tutulur ve akşam gün batımına kadar devam eder, saat ve dakikalara bağlı olarak tutulmaz.
Hızır orucu sadece bir yılın geride kaldığını işaret etmez aynı zamanda hem insanlar hem de diğer canlıların açısından oldukça zorlu geçen kış şartlarının sona erdiği günlere de işaret eder.

Hızır günlerinde Pir’ler talipleriyle buluşur. Cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır, kömme ve kavutlar yapılır, hızır lokmaları dağıtılır, müsahipler birbirini ziyaret eder, mezarlar ziyaret edilir, Hızır mekanlarına gidilir. Tabiki sadece hızır günlerinde değil, bütün bir yıl boyunca Hızır aşkına lokmalar verilir.

Hızır her daim mazlumun yanında zalimin karşısındadır. O adaletsizliğe karşı savaşandır. İnsanların Hızır gibi yardımımıza yetişti demeleri o yüzdendir. Bizlerde yaşadığımız coğrafyanın ve birbirimizin Hızır’ı olalım. Muhtaç olanın, düşenin elinden tutalım. Hızır aşkına tuttuğunuz oruçlar, vereceğiniz lokmalar Hak katında kabul ola. Ulu dergaha yazıla. Yakılan deliller tüm insanlığın gönlüne ışık tuta. Bozatlı Hızır cümlenizin yardımcısı ola.

Aşk-ı muhabbetlerimizle.

FUAF YOL VE ERKAN KURULU
Metin Doğan
07.02.2017 -Salı