Anadolu’da Kerbela katliamιnιn tohumlarι ekiliyor !

Kadim topraklarda, dillerin, dinlerin, kültürlerin ve inançların farklı yaşam tarzlarının tohumlarının ekildiği, bilimsel çalışmaların ve ilim-irfan yolunda adımların atıldığı, Horasan ve Anadolu topraklarında günümüze kadar bir çok topluluklar yaşadı. Gün geldi söylencelerin gölgesinde veya gerçek olayların ışığında kutsal mekanlar ve kurtarıcı kahramanların destanlarını, kendi inançsal ve kültürel geleneklerin hamuruyla yoğurup, yol gösteren bir kişilik yaratarak, birer efsane olarak yaşantıların içerisinde olmazsa olmazları olarak sembol haline geldiler. Geçen zaman içerisinde, bu kahraman kişiliklerde dertlere derman, sorunlara çare ve dillere dilek olma yolunda medet umdular.

İmam Hüseyin ve ailesinin katliama uğradιğι yere, “Kerb-ü belâ” derler. Kerb=Tasa, keder demektir. Kerbelâ’da Hz.Hüseyin, ailesi ve yandaşlarι, Yezid’in ordusunun  karşısında silah ve güç olarak az olmalarına rağmen boyun eğmediler, biat etmediler. Teklif edilen mevki-makama ve paraya-mala hiç heveslenmeden. İnsanoğlunu biat kültürüne karşı koyması ve mazlumun yanında yer alması için bir miras bıraktılar. İnsanoğlunun geleceğinin aydınlık olması için bir delil yaktılar, bu öyle bir delil’ki dünyanın neresinde olursa olsun, her daim haklının, mazlumun ve doğruya giden yolu gösteren ışık oldu, insanoğlu var oldukça bu ışık hiç sönmeyecek.

Alevi-Bektaşiler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, adları ne olursa olsunlar; Hz. Hüseyin’nin davasιna sahip çιkarlar. Hüseyin ve Onun gibi biat kültürüne karşι koyan, Evrensel değerlere bağlι ve humanist sevgiye dayalι, onurluca bir yaşam tarzιnι savunduklarι için, insanlιk yolunda bedel ödeyen ve sιr vermeyip, ser verenler için Alevi-Bektaşiler, oruç ve gönül yası tutarlar. Onlarιn çektiği acıları yüreklerinde hissederler.

Osmanlι zihniyeti, Anadolunun kadim topraklarιnda Emevilerin Kerbelada gerçekleştirdiği insanlιk dιşι katlamι, miras alarak kendileri gibi olmayanlara geride bιraktιğιmιz asιrlada katletmeyi artιrarak devam ettirdiler. Osmanlιnιn torunlarι son yιllarda ülkeyi yönetme, çιkar ve saltanatι devam ettirme adιna, Kerbela katliamιnι dozunu artιrarak güncellediler. Doğduğumuz Anadolu topraklarιnda, Osmanlι zihniyeti tekrar palazlandι ve Osmanlι dönemindeki gibi din adιna terör estirilmeye, benim dinimden, Milletimden, dilimden değilsin deyip, kendileri gibi olmayan ve farklι renkleri yok etmek için nefret tohumlarιnι ekmeye başladιlar. Türkiye’de Osmanlι zihniyeti Farklι inançta olanlarι meydanlarda yuhlatιrιyor

“Yuhlatan ve yuhlayan’da insanlιkta nasibini almamιştιr”. Osmanlι zihniyeti farklι giyinenleri bizleri tarik ediyorsun diye kιzlarι-kadιnlarι sokaklarda ve toplu taşιma araçlarιnda dövüp taciz ediyorlar.

“Bunlarιn dini-imanι belden aşağιdιr”. Osmanlι zihniyeti, hιrsιzlιğa-haksιzlιğa, zalimliğe-diktatörliğe, hukuksuzluğa-Adaletsizliğe, fakirliğe-yoksulluğa, ölümlere-acιlara karşι koyan ve hak-hukuk aramak, Anadilde eğitim istemek, inancιnι, inandιğι gibi yaşamak için  alanlara çιkιp isyan edenleri terörüst ilan edip, uyduruk yasa ve cezalarla ceza evlerine dolduruyorlar.

“Bunlar Yezit ve Yavuz’un torunlarιdιr, bunlar saltanat ve çιkar için sevdiklerini gözünü kιrpmadan öldürürler”. Osmanlι zihniyeti, çağdaş ve bilimsel eğitim yerine, dine dayalι bir eğim sistemi uygulamaya çalιşιyor.

“Bunlar Şeriatcι yobazlardιr”. Osmanlι zihniyeti,Hakk’a yürüyen canιn tenini, geldiği yere toprakananιn sinesine sir etmeye dahi tahamül edemiyor. Ve Hakka yürüyen canlarιn yakιnlarιnιn, acιlarιnι yaşamaya dahi müsade etmiyorlar.

“Bunlar diri orda kalsιn, ölüye dahi saygι göstermiyorlar.” Çünkü cihatçι gelenekten geliyorlar.

Alevi-Bektaşiler, Aleviliğin doğası gereği, Zalimlerin zülmüne, katillerin katliamlarına ve diktatörlerin baskıcı ve inkarcı politikalarına destek vermezler. Bilakis karşı koyarlar ve engel olurlar. “Hüseyin duruşu” gösterirler. İnsanlık davası için, Eline-Diline-Beline sahip olurlar. Başkasının hakkına saygı gösterirler, kin-kibir ve nefret dilini kulanmazlar. Herkesin Dilini, dinini, inancını, kültürünü ve düşüncesinin gereğini özgürce yerine getirmesi için mücadele verirler. İkicilik ve ayırımcılık yapmadan evrensel yelpazesinde “Herkes eşittir” düşüncesini savunurlar. Hırsızlık orda kalsın, sahibinden  rızalık almadan ellerini herhangi bir şeye sürmezler.

Alevi-Bektaşiler, Muharrem ayιnιn yas ve gönül (nefs) oruçlarιnι tutmaya başladι. Öncelikle şekilcilikten uzak, Nefs ile, Elimiz, Dilimizle, Belimizle ve yaşam tarzιmιzla oruçlu olmamιz gerekiyor. Oruç tutmaya niyetlenirken gece saat 12’den sonar ne içecek nede  yiyecek ağzιmιza almamak gerekiyor. Oruçlarι açmak içinde akşam güneş batιmι ve alaca karanlιğιn çökmesini beklemek gerekir. ’’Yol bir Sürek, Binbir olduğunda ’’Anadoluda bölge farklιklarι var. Muharrem Oruçlarι bazι bölgelerde 11 Gün tam, 12. gün öğlene kadar yani Aşura çorbasι piştikten sonra, Aşure ile oruç acιlιr. Bazι bölgelerde ise 12 gün tam tulur, aynι gün ya da bir gün sonra Aşura lokmasι kaynatιlιr.

Bu vesileyle Muharrem ayında “Hüseyin duruşu” gösteren, insalık davasına sahip çıkanlar, mazlumların onurunu koruyanlar ve Şah Hüseyin’nin isyanını arkasına alıp, zalimlerin karşısında  biat etmeyip, insana ve insanlığa hizmet edenlerin, hizmetleri ve ibadetleri Şah Hüseyin’nin defterine yazıla, Hak katında kabul göre. Şah Hüseyin yoldaşınız, Fatma ana haldaşınız, Hızır yardımcınız ola.

Aşk-ι Niyazlarιmιzla

FUAF YOL ERKAN KURULU