Umutları Çoğaltalım – Erdal Kılıçkaya

Dünyanın çivisinin yerinden çıktığı bir dönemi yaşıyoruz.

Sovyetlerin çöküsü, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından, «çivisi yerinden çıkmış bir dünya» bulduk kucağımızda. Bunun adına da «Yeni dünya düzeni» dediler.

Bu «Yeni dünya düzeni»nde insanlığın kazanımları vahşi kapitalizm sayesinde birer birer yıkılırken, insani değerler yerle bir olurken, emperyal güçler mazlum halklara kan kustururken, doğayı en acımasız yöntemlerle daha çok kar amaçlı feda ederken, kendi kendimize şu soruyu sorar olduk : «Şimdi ne yapacağız ?»

Bu soruya cevap verebilmek adına toplantılar, paneller düzenledik, meydanları doldurduk, seçimlere katıldık. Hiç bir zaman umudumuzu, cesaretimizi yitirmedik. Sürekli, zalimlerin bu gün olmasa da yarın mutlaka yenileceğini düşündük.

Bu inançla bizlere, kurumlarımıza yönelik her yönden saldırılara göğüs gerdik. Bu uğurda ağır bedeller ödedik. En gençlerimizi, kıymetlilerimizi yitirdik.

Herşeye inat, onlara layık olmaya çalıştık. Açtıkları yoldan yürüdük. Yaktıkları çırağı ile yolumuzu aydınlattık.

Bilgi ve iletişim çağında ülke’de ve dünya’da yaşananları mazlumlar lehine çevirmeye çalıştık. «İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır» desturuna kulak kabartılması için çırpındık.

Kadınlar ve gençlerin üzerindeki baskıyı hafifletmek adına zor kararlar aldık. En çok da erkek ve daha az genç olanlardan tepki gördük. Ama yılmadık, yorulmadık. Kadınların haklı taleplerinin ve gençlerin dünyayı yeniden yaratma azimlerinin hep yanında olduk.

Kazandığımız yeni deneyimlerle kendimizi yeniledik. Kurumlarımızın bulundukları ülkelerdeki konumlarını yeniden tanımlanır hale getirdik. Ve ağırlığımızı hissettirir olduk.

Bütün bunları yaparken yaşadığımız ülkelerdeki azınlıklarla hep barışık olduk. Kendimize ve onlara yönelik bir toplumsal şiddete karşı tepkimizi demokratik yollarla gösterdik. Barbarlığı lanetlerken, bazen Eyfel Kulesi’nin altında yanan mum, bazen Kleber Meydanı’nda haykıran olduk.

Bütün bunlara rağmen, durum öğle gösteriyorki önümüzdeki yıl da mazlumlara yönelik saldırıların dozajında azalma olmayacak. Kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet, kendini mahrum, sahipsiz hisseden gençlik, fırsat eşitliğinden bahsetmenin artık fantaziden öteye gidememesi, eşit yurttaşlık haklarından söz etmenin artık anlamsızlaşması gibi onlarca sorunla mücadele etmemiz gerekecek. Yerinden çıkan çiviyi, tekrar yerine çakmamız gerekecek.

Özellikle diplomasi alanında önemli bir etabın eşiğindeyiz.

Avrupalıların vicdanları ile çıkarları çok iyi örtüşür. İşte burada bizim devreye girerek, Alevi öğretisinin evrensel değerlerle buluşan eşitlikçi, humanist, paylaşımcı, hoşgörülü.. yanlarını yana döne anlatmamız gerekecek. Aranan çıkışın Alevi öğretisinden beslenilerek bulunacağı bilinecek. Artık kamil insanın, kamil toplumun, rızalık şehrinin anlaşılması sağlanacak. Zira, dünya’nın buna ihtiyacı var.

Alevi öğretisinden feyz alan bir dünya düzeni ; toplum olmak, ortak değerleri, ortak üzüntüleri, ortak sevinçleri paylaşmak demektir. Yani, sevinç, üzüntü, başarı konusunda ortak olmak demektir. Ancak o zaman Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Suruç, Ankara’da olduğu gibi, Kenya’nın, Mısır’ın, Beyrut’un, Lazkiye’nin, Paris’in… acılarını da acımız, sevinçlerini de sevincimiz olarak kabul edebilirz. Yani kamil insan olma yolunda bir adım daha atmış oluruz.

O zaman, şimdi ki soru da şu : Rızalık Şehri’ni hepbirlikte inşa etmeye var mısınız ?

Bu uğurda mücadele eden, umudun temsilcilerine Aşk Ola.

Erdal Kılıçkaya
Genel Başkan
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu
FUAF