Alevilikte Hızır İnancı

Bin yıllardır kendi inançları ve kültürleri insanları birarada tutmuştur.

Toplumlar değerleriyle, gelenek ve görenekleriyle ayakta kalırlar ve kendilerini geleceğe taşıyarak varlıklarını sürdürürler.
Her inancın kendine özgü kutsal günleri vardır. İçinde bulunduğumuz günler de bizler açısından işte böyle kutsal kabul edilen Hızır günleridir.

Hızır, Anadolu’dan Orta Asya topluluklarına, Mezopotamya’ya ve Balkanlara kadar dünyada farklı coğrafyalarda farklı motiflerle anılmıştır.

Hızır, çağrıldığında zor durumda olanların, dara düşenlerin yardımına koşan, diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan ve doğru yolu gösteren ölümsüz bir Veli, bir Nebi veya Ulu bir evliya olarak tanımlanır. Ayrıca tabiata can veren bereketin simgesi, baharın müjdecisi manevi bir güç olarak kabul edilir.

Alevi inancında çok yönlü ve köklü bir yere sahip olan Hızır, Hakkın yeryüzündeki tezahürüdür.

Hakk’ın yeryüzünde insan sıfatına bürünmüş halidir. Hakk’ın insan sıfatında kendini yansıtmasıdır. Hızır, inancımızda Şah-ı Merdan Ali ile özdeşleştirilmiştir. Erenler ve evliyalar ile gelip insanlara doğru yolu göstererek umut kaynağı olmuştur. Hızır ölümsüzlüğün sırrına ermiş insan-ı kamildir.

Binbir adı vardır bir adı Hızır
Her nerede çağırsan orada Hazır
Ali’m padişahtır Muhammed Vezir,
O fermanı yazan Ali değilmi ?

Hızır ile ilgili çeşitli inanışlar ve anlatımlar mevcuttur.
•Hızır ile İlyas’ın abu hayat suyunu bulmaları,
•Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın birlikte yolculuğu ve kuru balığın canlanması
gibi inanışlar bunların başında gelir. Bunların batini açıdan yorumlanması gerekmektedir.

İnanca göre Hızır ile İlyas birlikte abu hayat suyunu aramaya çıkar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içip ölümsüzlüğe ererler. Hızır karada, İlyas denizlerde, yardıma muhtaç olanlara zor durumda olanlara yardım ederler. Yetiş ya Hızır diyenlerin carına yetişirler.

Hızır ve İlyas yılda bir kez 5 – 6 Mayıs Hıdırellez günü bir gül ağacının altında buluşurlar ve tekrar insanların yardımına koşmak için ayrılırlar.

Zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir
Gariban, mazlumun halini bilen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir.

Alevi inancında Hızır orucunun ortaya çıkışı,
•Nuh’un gemisinin büyük bir tufana tutulması ve kurtuluşu,
•İmam Hasan ile imam Hüseyin’in hastalanmaları dolayısıyla, Muhammed’in isteği üzerine imam Ali ve Fatma ana’nın 3 gün oruç tutmaları ve 3 gün boyunca kapıya gelen misafire lokmalarını vermeleri sonucu Hasan ve Hüseyin’in hastalıktan kurtulması,
gibi kuşaktan kuşağa günümüze kadar aktarılan inançsal olgulara dayandırılır.

Gılgamış’tan, İskender’e kadar bir çok efsane incelendiğinde Hızır kültü ile ilgili benzerliklerin olduğu görülecektir.

Bunlarla birlikte doğa kültünün etkisi de büyüktür. İlkel çağlarda avcı ve toplayıcı toplum kültüründen, yerleşik hayata yani tarım kültürüne geçildiğinde mevsim değişiklikleri önemli bir yer teşkil etmiş ve ayrıca tarımda bolluk – bereket esas alınmıştır. Ekin ekme, bağ bozumu, hasat zamanı, baharın gelmesi gibi olaylar, bir yıl içerisinde doğadaki değişiklikler, tabiattaki diriliş uyanış insanların hayatını her zaman etkilemiş ve bu değişikliklere çeşitli anlamlar yüklenilmiştir.

Hızır günlerinin başlangıcı yöresel olarak farklılıklar gösterebilmektedir.

Örneğin Dersim coğrafyasında Aralık ayının üçüncü haftasında başlayip yer yer Ocak ayının ilk haftasına kadar süren ve 15 güne kadar yayılan zaman dilimine Gağand adı verilir. Tarihsel kökenleri çok eskiye dayanan Gağand geleneği (Khal Gağan) eski yılın uğurlanması, yeni yılın başlangıcıdır. Dersim’in birçok bölgesinde Gağand’dan itibaren Hızır ve ibadet takvimi başlar. Bu aydan itibaren Pirler, taliplerini gezmeye başlarlar.

Eskiden bir sene, Hızır günleri ve Kasım günleri olmak üzere 2 bölüme ayrılırdı.
•6 Mayıs – 7 Kasım : Hızır günleri (Yaz)
•8 Kasım – 5 Mayıs : Kasım günleri (Kış)

Genellikle,
•8 Kasım – 22 Aralık : Kasım
•22 Aralık – 5 Şubat : Zemheri
•5 Şubat – 21 Mart : Hamsin
veya
•22 Aralık – 31 Ocak : Erbain (Kırk gün)
•1 Şubat – 21 Mart : Hamsin (Elli gün)
gibi zaman tanımlamaları yapılırdı.

Rumi takvime göre ise göre kış dönemi,
Güz, Karakış, Zemheri, Gücük gibi aylara ayrılır ve Halk takvimleri ise Karakış, Debah, Bela gibi bölümlere ayrılırdı. Bazı bölgelerde ise kış günleri, Büyük Çile (40 gün), Küçük Çile (20 gün), Üçüncü Çile gibi isimlerle tanımlanırdı.

21 Mart başlayarak, 5 Mayıs’a yani Hıdırellez’e kadar 45 gün boyunca devam eden süreç ise kışın tamamen bitişini ve baharı ifade ederdi.

ANADOLU’da HIZIR’ın CEMRE KİMLİĞİNDE DOĞAYA HAYAT VERDİĞİNE İNANILIR.

20 Şubat’ta : Cemre Havaya düşer
27 Şubat’ta : Cemre Suya düşer.
06 Mart’ta : Cemre Toprağa düşer.

21 Mart Nevroz ise baharın başlangıcıdır. Dünyada birçok coğrafyada özel anlamlar yüklenen ve kutsanan bir gündür.

İnançsal boyutta ise, Yerin göğün binası çatılmadan önce Kudret kandilinde bir nur olarak varolan ve
NEBİ’lerle, Veli’lerle gelip Binbir donda başgösteren,
Yer gök su iken Cebrail’e rehber olan,
Şah-ı Merdan Ali’nin doğum günü olarak kabul edilir.

Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur. Cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır, kömbe ve kavutlar yapılır, Delil uyandırılır, Hızır lokmaları dağıtılır, türbeler, ziyaretler, mezarlar ziyaret edilir. Hızır mekanlarına gidilir.

HIZIR ORUCU TARİHLERİ,

Hızır orucu tarihleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de özellikle son yıllarda yaşanan göçler ve kentleşme bu du durumun büyük oranda değişmesine neden olmuştur. Bir çok yörede alevi örgütlü kurumlarının da etkisi ve ortak talepleriyle artık belirli bir tarihte, yani her sene Şubat ayının ikinci Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerinde tutulmaktadır.

Dolayısıyla HIZIR ORUÇLARI BU SENE 11 – 12 – 13 ŞUBAT TARİHLERİNE DENK GELMEKTEDİR.

Geçmişte oruçlar, özellikle Dersim yöresinde köy köy, aşiret aşiret değişkenlik göstererek Ocak ayından itibaren dönüşümlü olarak 4 farklı haftaya yayılırdı. Bu durum coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir alakalıydı. Anadolu’da eskiden dedeler, pirler, rehberler, tüm taliplerini genellikle yürüyerek dolaşmak zorunda kaldıklarından dolayı tüm köylere ve aşiretlere aynı gün veya aynı hafta ulaşmaları mümkün olmadığı için Hızır orucu yörelere göre değişiklik göstermiştir.

Oruçlar bazı yörelerde ise 7 gün tutulur. Hangi gün tutulursa tutulsun önemli olan Niyettir.

Hızır günlerinde özellikle kimseyi incitmemeli, fakirlere, yoksullara sahip çıkılmalı, düşenlere yardım edilmelidir. Hızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder.
Her gördüğün Hızır bilki Ali’ye selman olasın deyişinde olduğu gibi Aleviler evine gelen misafiri Hızır diye karşılar, mihman eder, lokmasını paylaşır, çünkü mihman Hızır olarak kabul edilir. Mihman gelen eve bereket gelir.

Kul Nesimi’nin Abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek dediği gibi Oruçlar sadece aç kalarak değil. Vücudun tüm azalarıyla, el ile bel ile, dil ile, Nefsi ve benliği yenmek gayesiyle tutulmalıdır. Kin kibir ve dedikodu’dan uzak durulmalıdır.

Erdemli ve kamil insan olabilmek esas amacımız olmalıdır.

Sevgili canlar, Depremler, doğal afetler ve hastalıklar yüzünden insanların yaşamlarını yitirdiği, ailelerini kaybettiği ve soğuk kış günlerinde zor durumda kaldığı..
Yoksulluğun arttığı..

İnsanların adalet, özgürlük ve eşitlik mücadelesi vermelerinden ve düşüncelerinden dolayı cezaevlerine konulduğu..

Her türlü haklarının ellerinden alınıp, gizli tanık ifadeleriyle tutuklandığı..

İnsani talepleri reddedildiği için bedenlerini ölüm orucuna yatıran sanatçıların görmezden gelindiği,
ama ellerinde benzin bidonlarıyla insan yakan canilerin serbest bırakılarak ödüllendirildiği şu günlerde birbirimizin Hızır’ı olmaya daha çok ihtiyacımız var.

Hızır’ın yüzü suyu hürmetine tuttuğunuz oruçlar, verdiğiniz lokmalar Hak katında kabul ve makbul ola. Ulu dergaha yazıla. Şah-ı Merdan dertlere derman, düşenlere yardım ihsan eyleye.
Hak Muhammed Ali, Hünkar hacı Bektaş Veli cümlemizin yardımcısı, Bozatlı Hızır yoldaşımız ola.
Sevgi saygı ve muhabbetlerimizle.

-AABK İNANÇ YOL ERKAN KURULU
-Fuaf Yol ve Erkan Kurulu

Metin DOGAN
03.02.2020