8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutluyoruz.

Değerli Canlar,
Bundan tam 164 yıl önce 8 Mart 1857 tarihinde, Amerika’da kırk bin kadın emekçi, tam hak eşitliği ve eşit işe eşit ücret şiarıyla başkaldırarak greve gitti. Bu tarihin tanık olduğu tamamı emekçi kadınlardan oluşan en geniş çaplı örgütlenmeydi. 129 emekçi kadın üzerlerine kitlenen fabrika kapılarının ardında yakılarak katledildiler.
Aradan geçen 164 yıldır emekçi kadınların hayatları pahasına tutuşturdukları eşitlik, özgürlük, sömürüsüz bir dünya özlemi ateşi dünyanın dört bir yanında harlanarak büyümeye devam ediyor.
Clara Zetkin’in 1910’da II. Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı’na sunduğu öneri üzerine kutlanmaya başlanan 8 Mart’ın tarihsel kökeninde emekçi kadınların yoğun bir mücadele tarihi vardır.
8 Mart yalnızca bir güne sığdırılan sembolik bir günden öte, daha anlamlı daha değerli anlamlar ifade eder.
Sömürüye, baskıya, dışlanmışlığa zulme karşı, mücadeleyi, özgürlüğü, eşitliği sömürüsüz bir dünya özlemini ifade eder.
Bu mücadele gününü ilk kez pandemi koşulları nedeniyle kitlesel ve fiziksel olarak birbirimizden ayrı düşerek karşılıyoruz.
Dünyayı pençesine alan coronavirüs salgını yine en çok emekçileri ve özellikle emekçi kadınlarımızı derinden etkilemektedir.
Sömürünün, eşitsizliğin, adaletsizliğin sömürünün sebebi ve baş sorumlusu olan kapitalist sistem düzeni ve ilişkileri kadını yaşamın tüm alanlarında ezmeye, sömürmeye, öldürmeye, cinsel meta olarak piyasalaştırmaya devam ediyor.
Sermayenin her kriz döneminde olduğu gibi ilk olarak gözden çıkardıkları kadın emekçilerin oranı, pandemi süreci ile birlikte çığ gibi büyüyor.. Onlar yine her kriz döneminde olduğu gibi içinden geçtiğimiz bu pandemi sürecinde de zenginliklerine zenginlik katarken, biz emekçiler açlık ve yoksulluk sınırının altında ölümle burun buruna yaşamaya çalışıyor ve çalıştırılıyoruz!
Evlere hapsedildiğimiz bu günlerde, dünyanın her yerinde, ev içi şiddetin, kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüzlerin çığ gibi büyüdüğünü görmekteyiz.
Erkek egemen sistemin elinde can veren, tacize-tecavüze uğrayan kadınlarımız artık haberlerde bile sadece istatistiki bilgiler olarak değerlendirilmektedir.
Dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyorsa,
Doğuran, yaratan ve üreten, her yere yetişen, çekip çeviren kadınlarsa, yaşamın, özgürlüğün, eşitliğin, mücadelenin yani bilcümle her şeyin en az yarısı kadınlara haktır, kadınlara yaraşır.
Bugün hastanelerde, hastalarını hayatta tutmaya çalışırken, kendi yaşamlarını yitirmiş sağlık emekçilerimizin ve şimdiye kadar kaybettiğimiz tüm kadın Canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,
Kadın erkek farkı yok bizim nazarımızda,
Eksiklikte noksanlık da senin görüşlerinde.
(HBV) diyen öğretinin ve Yol’un sürdürücüleri olarak diyoruz ki:
Kadın emeği ve kadın bedeni sömürüsüne hayır!
Kadına yönelik taciz-tecavüz baskı ve şiddet derhal son bulmalı, sorumlulara en ağır ceza verilmeli!
Eşit işe, eşit ücret!
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Vive le 8 Mars!
FUAF Yönetim Kurulu
Paris, 08/03/2021